Yaren geleneği: yirmi dört kişilik bir sofranın kuralları
Çankırı’nın yaren meclisi: 24 kişi, kış boyunca süren toplantılar ve üç açık üç kapalı düstur. UNESCO listesindeki yeri ve ortak sofra fikri.
Çankırı’da kışın kurulan bir meclis vardır. Adı yaren. Kimin geleceği, kimin nerede oturacağı, kimin ne söyleyeceği bellidir; kuralları yazılı değildir ama herkes bilir.
Yaren nedir
“Yâren” dost, arkadaş demek. Bir araya gelen yârenlerin oluşturduğu topluluğa “yâran” deniyor. Yapı sabittir: bir başağa, bir küçük başağa ve yirmi iki yâren; toplam yirmi dört kişi. Bu sayının Türklerin yirmi dört Oğuz boyunu temsil ettiği belirtiliyor. Geleneğin temeli Ahilik müessesesine ve fütüvvet kültürüne dayandırılıyor; yaklaşık bin yıldır yaşatıldığı aktarılıyor.
Katılım gönüllüdür. Meclis kış boyunca toplanır; 15 Aralık civarında başlar ve yaklaşık doksan gün sürer. Yani yaren, boş vaktin değil, yılın en durgun mevsiminin işidir. Tarlanın kapandığı, günün kısaldığı, insanın insana en çok ihtiyaç duyduğu aylar.
Meclisin işleyişi
Yaren rastgele bir arkadaş toplantısı değil, sırası ve düzeni olan bir yapı. Başağa meclisi yönetir, küçük başağa ona yardım eder; toplantının nerede kurulacağı, kimin ev sahipliği yapacağı ve sıranın kimde olduğu önceden bellidir. Bir yâren, ev sahipliğini üstlendiği hafta hem masayı hem düzeni üstlenmiş olur. Bu sıra sistemi, yükü de saygıyı da dağıtır: kimse sürekli veren, kimse sürekli alan olmaz.
Meclisin işlevi Çankırı Valiliği’nin tanımında açıkça yazılı: insanların birbirine güvenini artırmak, dayanışma ruhunu güçlendirmek ve toplumsal barışa katkı sunmak. Yani yaren bir eğlence biçimi olduğu kadar bir sosyal denetim ve uzlaşma mekanizması.
Altı düstur: üç açık, üç kapalı
Geleneğin ahlak çerçevesi altı maddede özetleniyor:
- Kapısı açık: misafirperverlik.
- Kalbi açık: iyi niyet.
- Alnı açık: onurlu davranış.
- Eli kapalı: haramdan uzak durma.
- Dili kapalı: kötü söz söylememe.
- Beli kapalı: ahlaki yaşam.
Altı maddenin tamamı davranışla ilgili, hiçbiri sözle değil. Bir topluluğun kendini nasıl denetlediğini gösteren, kurumsal değerler listelerinden çok daha eski ve çok daha kısa bir metin.
UNESCO’daki yeri
Çankırı’nın yaren geleneği, UNESCO’nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi’ndeki “Geleneksel Sohbet Toplantıları” kaydı kapsamında yer alıyor. Kayıt, 15–19 Kasım 2010’da Nairobi’de yapılan komite toplantısında gerçekleşti.
Buradaki ayrıntı önemli: listedeki ögenin adı “yaren” değil, “Geleneksel Sohbet Toplantıları”. Bu gelenek Anadolu’nun farklı yerlerinde farklı adlar taşıyor: Çankırı’da yaren, Balıkesir Dursunbey’de barana, Antalya ve Isparta’da sıra gecesi. Kültür ve Turizm Bakanlığı kaynakları bu bölgesel adları sayarken Çankırı’yı ilk sırada anıyor.
Sofra kısmı
Yaren toplantısının bir de yemek tarafı var. Yörede bu geleneğin adını taşıyan yaren güveci ve yaren çorbası gibi yemekler anılıyor; bunların coğrafi işaret tescili bulunmuyor, halk mutfağında yaşayan adlar. Bir sofranın etrafında toplanmak, geleneğin süsü değil işleyiş biçimi: yemek de, ikram da, sıra da meclisin parçası.
Ortak masa ve biz
Bir gazoz markası bin yıllık bir geleneğin mirasçısı değildir; öyleymiş gibi yapmayacağız. Ama yaren, bu şehirde ortak masanın nasıl kurulduğunu gösteren en net örnek ve bizim yaptığımız şey tam olarak o masaya konan nesnelerden biri.
250 mililitrelik cam şişeyi seçmemizin bir sebebi de bu: herkese bir tane düşer, paylaştırma gerektirmez, ikram edilebilir. “Kapısı açık” düsturunun somut karşılığı, gelenin önüne konan bardaktır, şişedir, tepsidir. Biz o tepsiye bir şey koymaya çalışıyoruz. Fazlasını iddia etmeden.