@fonts İçeriğe geç
Çankırı Gazozu

Türkiye’nin en yeni gazozu, en eski usulle

Hikâyemiz

Orta Organize Sanayi Bölgesi’nde üretime geçen ilk fabrika bir gazoz fabrikası oldu. Hikâyemiz orada, boş bir parselin dolum hattına dönüştüğü yerde başlıyor.

Orta Organize Sanayi Bölgesi’nde üretime geçen ilk fabrika bizimki. 12 Temmuz 2026’da açılan tesis, 53 sanayi parselinin tahsis edildiği bu bölgede kapılarını ilk açan yapı oldu. Törene Çankırı Valisi Hüseyin Çakırtaş, Orta Kaymakamı Ökkeş Yusuf İnce ve Orta Belediye Başkanı Ömer Bezci katıldı. Yatırımcı Mustafa Can’ın o gün altını çizdiği şey rakamlar değil, bir ilkti: ilçede ilk kez vardiyalı üretim başlıyordu. İş için başka şehre gitmek artık tek seçenek değildi.

Yeni bir marka, eski bir usul

Türkiye’de gazoz markalarının çoğu hikâyesine bir tarihle başlar: 1932, 1946, 1960. Bizde öyle bir tarih yok; uydurmaya da niyetimiz yok. Çankırı Gazozu yeni bir marka ve bunu saklamıyoruz. Duruşumuz tek cümlede özetlenebilir: Türkiye’nin en yeni gazozu, en eski usulle.

Yeni olan taraf şirket, tesis ve hattın kendisi. Eski olan taraf ürünün nasıl yapıldığı: 250 mililitrelik cam şişe, metal kapak, doğal mineralli sudan üretim ve tatlandırmada yalnızca pancar şekeri (sakaroz). Nişasta bazlı şeker kullanmıyoruz. Yani nostalji iddiamız kuruluş yılında değil, şişenin içinde. Geçmişi olmayan bir marka geçmiş satamaz; ama bir usulü aynen sürdürebilir.

Neden Çankırı

Bu şehrin adı iki şeyle anılır: toprağı ve tuzu. Çankırı’nın altında, yerin yaklaşık 150 metre derinliğinde, 23 kilometrelik yollarıyla bir Yer Altı Tuz Şehri var. “Çankırı Kaya Tuzu” 2023 yılında Türk Patent tarafından menşe adı olarak tescillendi; buranın tuzu artık bir coğrafyanın adını taşıyor. Tescilin hak sahibi Çankırı Belediyesi’dir. Biz coğrafi işaret amblemi kullanmıyoruz, yalnızca yaşadığımız şehrin bu kimliğine atıf yapıyoruz.

Çankırı aynı zamanda mineralli su kaynaklarıyla bilinen bir coğrafya. Kurşunlu’daki Acısu İçmesi ve Kazancı Maden Suyu gibi kaynaklar doğal olarak karbondioksit taşır. Bu bize belirli bir kaynağı sahiplenme hakkı vermez; verdiği şey bağlamdır. Gazlı bir içeceğin bu topraklarda karşılığı var. Ürünlerimizde kullanılan suyun nitelikleri ise kendi analiz raporlarımızla tanımlıdır.

Sloganın hikâyesi

Şişenin etiketinde yazan “Tozu, Tuzu, Şimdi de Gazozu” bir reklam ajansı masasında doğmadı. Yörede söylenegelen, Çankırı’yı iki özelliğiyle tarif eden eski bir söz var. Biz o sözün son kelimesini değiştirdik, kafiyesini bozmadan üçüncü bir şey ekledik. Yeni bir cümle kurmak yerine eski bir cümleyi bugüne taşımayı seçtik; çünkü marka adının kendisi de bir düzeltme: şehir hakkında söyleneni sahiplenip devamını yazmak.

Yaren: bu şehirde sofranın bin yıllık bir adı var

Çankırı’da kışlar “yaren” meclislerinde geçer. Bir başağa, bir küçük başağa ve 22 yaren; toplam 24 kişi, 24 Oğuz boyunu temsil eder. Meclis 15 Aralık’tan itibaren yaklaşık doksan gün sürer, gönüllülük esasına dayanır ve temelini Ahilik kültüründen alır. Bu gelenek, UNESCO’nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi’ne 2010’da kaydedilen “Geleneksel Sohbet Toplantıları” kapsamında yer alıyor.

Yaren’in altı düsturu vardır: kapısı açık, kalbi açık, alnı açık; eli kapalı, dili kapalı, beli kapalı. Bir içecek markası için bunlar duvara asılacak sözler değil, iş tarifi. “Alnı açık” bizim için içindekiler listesini olduğu gibi yazmak, besin değerlerini gizlememek demek. “Kapısı açık” ise ortak masaya bir şişe daha koyabilmek. Gazoz zaten tek başına içilen bir şey değildir; bu şehirde paylaşmanın adı bin yıl önce konulmuş.

1.257 metre, Devrez’in geçtiği yer

Orta, il merkezine 70 kilometre uzaklıkta, 1.257 metre rakımda bir ilçe. Nüfusu on iki bine yakın; geçimi ağırlıkla tarım ve hayvancılık. Kızılırmak’ın kollarından Devrez Çayı, Ankara Kızılcahamam’dan doğup Orta’nın topraklarını sulayarak geçiyor. Fabrikamız ilçe merkezine altı kilometre mesafede. Üretim yerimiz bizim için bir adres satırı değil; yüksekliği, serinliği ve suyu olan bir coğrafya.

Orta ilçesinin bugüne kadar coğrafi işaret tescilli bir ürünü olmadı. Bunu bir eksiklik olarak değil, sıranın bize geldiği anlamında okuyoruz.

18: bir plaka, bir mühür

Logomuzdaki “Gaz(18)zu” yazımı tipografi şakası gibi görünür; oysa doğrudan plaka kodudur. 18, bu şehrin kodu. Şehrin adı Selçuklu komutanı Emir Karatekin’in 1074’teki fethinden bu yana taşınıyor: antik Gangra, Arap kaynaklarında Hancere, Selçuklu ve Osmanlı’da Kângırı; 1925’te Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla Çankırı. Karatekin Tepesi’ndeki kaleden bugünkü plakaya kadar aynı yerin adı.

Bu yüzden 18’i logoda bir kez kullanıp bırakmadık. Şişede, kolide, sitede ve satış materyallerinde tekrar eden bir işaret olarak kullanıyoruz.

Nereye gidiyoruz

Bugün üç ürünümüz var: Klasik, Kızılcık ve Portakal. Üçü de 250 mililitrelik cam şişede, metal kapakla. Dağıtım ağımız Çankırı’dan başlayarak şehir şehir genişliyor; perakende, toptan ve HORECA kanallarının üçünde birden çalışıyoruz.

Yolun başındayız ve bunu bir dezavantaj saymıyoruz. Bir markanın ilk halkalarında yer almak, sonradan katılmaktan farklı bir şeydir: bölge sizin, koşullar birlikte konuşulur, muhatabınız aracı değil doğrudan üreticidir. Çankırı’dan çıkan bir değeri Türkiye genelinde bilinen bir markaya dönüştürmek istiyoruz. Bu yolda bizimle yürümek isteyen bayi, toptancı ve işletmelerle tanışmaya hazırız.